Blog 2 – Benden Bu Kadar

50 YILLIK ÜYESİ OLDUĞUM TEKİRDAĞ BAROSU GENEL KURULUNA
KATILMAYACAĞIM…

Evet, 22.4.1974 tarihinden bu yana üyesi olduğum; genel sekreterliğini,
başkanlığını, TBB delegeliğini yaptığım baromuzun Ekim ayında toplanacak
genel kuruluna katılmama kararı verdim.
Bu kararıma karşı; “bizi ilgilendirmiyor, senin kararın”, “ne önemi var” gibi
tepkiler gösterilebilir, eleştiriler yapılabilir ya da umursanmaz. Hepsine saygı
duyarım.
Neden böyle bir karar verdim?
Çünkü meslek örgütümüzü elbirliği ile gerçek işlevinden uzaklaştırdığımıza
inanıyorum.
Mesleğimizin niceliksel ve niteliksel bozulmasına seyirci kalarak barolarımızı
işlevsizleştirdik.
Ne yazık ki Tekirdağ Baromuz da 68 yıllık geçmişinde sağladığı bütün birikim
ve deneyimini, temsil gücü olan öncü ve etkin baro niteliklerini
değerlendirememiş bu işlevsizliğe ortak olmuştur.
Genel kurulun açıklanan gündemi de umut vermekten uzaktır.
Avukatlık stajını stajı yapanın da, yaptıranın da mutlu olmadığı bir içerikte
yürüterek, sertifika vaadi ile katılımın sağlandığı verimliliği tartışmalı eğitimler
düzenleyerek, özensiz yemin törenleri, tarafsızlığı tartışılan disiplin
soruşturmaları yaparak mesleğimizi getirdiğimiz nokta ortada.
Baro organlarının asıl görevi, içinde bulunulan olumsuzlukları kabullenmeyerek
kendi çözümlerini oluşturup uygulanmasının mücadelesini vermek olması
gerekirken, edilgen bir anlayışla günlük işlerle, bildiri ve talep eylemciliği ile
yetinilmekte, coşarak gelen seli durduracak çözümleri yaratıp uygulamak yerine
daha hızlı akmasının yolları açılmaya çalışılmaktadır.
Karar organı olan genel kurulların işlevi de bu bozulmanın yarattığı sorunları
aşacak kararlar alamayan, organlarda görev alacakları seçmekle yetinen bir
işleve indirilmiştir. Çalışma raporu ve hesap raporu hızla kabul edilip, kurullar
aklanarak hemen seçim sürecine geçilmektedir. O kadar ki ilk gün çoğunluk zar
zor sağlanırken ertesi gün yapılan seçime ise neredeyse üyelerin tümü katılıp
siyasi tercihleri doğrultusunda oy kullanmaktadır.

Oysa, sorunların en azından artmasını önleyemedikten sonra makamlara
seçilmenin ne önemi var.
Mesleğimizin sorunları karşısında yıllardır yazıp açıkladığım görüşlerime
sosyal medya ortamında ulaşabilirsiniz.
Yazılarımda belirttiğim öngörülerim doğru çıktı ama barolarımız bunları dikkate
almadı, isteklerim gerçekleşmedi.
Baro genel kurullarının işlevsizliğine ilişkin 8.11.2010, 26.12.2010 ve
23.7.2012 tarihli yazılarımın linklerini de bu yazıma ekliyorum.
Gördüğünüz gibi değişen bir şey yok. “Kellim kellim la yenfa.”
Aslında olumsuz yönde değişen çok şey var; büyük beklentilerle mesleğe giren
genç meslektaşlarımız intihar ediyor, saldırıya uğruyor, öldürülüyor. Genç
avukatlar “gizli işsiz” durumunda, bir bölümü de zar zor buldukları büroda
“bağlı avukat” konumunda “işçi avukat” olarak çalışıyor. Hemen hepsi de CMK
görevlendirmesi ile ayakta durmaya gayret ediyor. Böyle olunca da tartışma tek
sorunmuş gibi ücret tarifeleri üzerinde yoğunlaşıyor.
Bu sorunlara çözüm üretemeyen baromuz diğer barolar gibi izlemekle yetiniyor.
“Hukuk Devleti”ne ulaşma özlemimiz de bir türlü gerçekleşemiyor.
Bütün bunlar da beni üzüyor.
Meslekteki 50 yılımın ve de üstlendiğim görevlerin sorumluluğunu duyarak
genel kurulun işlevsizliğini ve edilgenliğini varlığımla kabullenmek
istemiyorum.
Keşke 2021 yılında günde 47, yılda toplam 17321 avukatlık ruhsatı verenler de
bu sorumluluğu duyup gereğini yapabilseler.
İşte böyle.
Tekirdağ Barosu Genel Kurulu’na katılmama kararımı neden verdiğimi
anlatabilmişimdir sanırım.
https://www.yeniyaklasimlar.org/?d=190
https://www.yeniyaklasimlar.org/?d=298
https://www.yeniyaklasimlar.org/?d=3308

Yorum bırakın